Bir Mucize Hikayesi

Prof. Dr. Agop Kotoğyan için Hürmetle…
06/18/2016
Hamilelikte En Sık Sorulan 21 Soru ve Yanıtları
09/28/2016

bir-mucize-hikayesi

“Nilüferciğim en kısa sürede seninle konuşmamız gerekiyor. Hemen gelebilirsen iyi olur.”

Şimdi kucağımda olan iki mucizenin hayata daveti. Bu iki cümleye şu an minnet duyuyoruz biz. Tabii ki bu cümlelerin sahibi sevgili doktorumuz Egemen Koyuncu’ya …

Ertesi gün konuşmaya gitmek, ailemiz için aldığım en hızlı ve doğru karar oldu.

Egemen Hanım rezervlerimin azaldığını ve bu sebeple Tüp Bebek tedavisinin benim için en uygun yöntem olduğunu söyledi. Bu durumun çocuk sahibi olmama engel olmadığını, bununla birlikte ne kadar süreceğinin kestirilemeyeceğini ve biraz sabır isteyen bir sürecin bizi beklediğini beni sakin tutacak şekilde anlattı.

Benim için umutla umutsuzluk arası duyguların başlangıcıydı. Çıkışta Ali’yi arayıp “Erken yaşlanmışım” dedim.  Benim gibi ağlama halleri olan birinden beklendiği gibi gözyaşlarım da konuşmaya eşlik etti.
An itibari ile tabii ki tüm aile bireyleri ama özellikle de iki kişi en büyük destek ve motive kaynağım oldu. Eşim ve Egemen Hanım…

Hemen gerekli diğer tetkikler yapıldı ve 2015 yılı Temmuz ayı sonu itibariyle iğneler yardımı ile yumurta oluşturma sürecimiz başladı. Hem fiziki hem de ruhsal acıları barındırdı bu günler…

Her kontrol ayrı bir heyecan… İyi haber; “ Nur topu gibi bir yumurtamız oldu.” Sıra geldi onu büyütüp yeterli hale getirmeye. 3 cm, 5 cm, 9 cm…  Derken yumurta yok oldu. ” Yumurta kalitesizmiş demek ki, topladıktan sonra tutmaması, boşuna narkoz almak ve ümitlenmek olacaktı. Bir dahaki ay yine deneyeceğiz. Umutsuzluğa kapılmak yok ” dedi Egemen hanım.

Ben bilinçli bir hastayım.  Mantığım Egemen Hanım’ın haklı olduğunu söylüyor ama gözyaşlarıma hakim olmak ne mümkün.

Bir sonraki ayı iple çekmeye başlıyoruz. Bir taraftan da Tüp Bebek yöntemi ile 2. 3. 5. denemelerini yapan kişiler transferlerinin başarısız olduğuna dair bir sürü örneklerle ilgili anlatılanlar kulağıma geliyor. Gel de endişelenme!

Günlerden 29 Ağustos 2015. İğnelerimizle yeni umutlara yelken açmaya başlıyoruz. 3 tane yumurtamız var. Hepsi boy boy. Yine cm cm ölçülüyor her kontrolde. Egemen Hanım’la heyecanımızın dorukta olduğu anlar. Yumurtalardan iki tanesi yeterli büyüklüğe ulaştı ve artık kullanılabilirlerdi.

7 Eylül 2015
Sabah erkenden ameliyathanedeyiz. “Hadi bakalım tatlım birazdan uyuyoruz. ” Sakinleştirici ses yine bizimle… Özenle büyüttüğümüz yumurtalar toplanıyor ve transfere uygun hale gelmeleri için bekleyiş başlıyor.
İlk haber akşamüstü geliyor. Egemen Hanım bu kez sevinçle bir yumurtanın başarılı olduğunu diğerini de beklediğimizi iletiyor. Ertesi gün güzel haber geliyor.” Nilüferciğim 10 Eylül’de transfer için görüşüyoruz.”

İçimde hiç bir şüphe, endişe ya da korku olmadan transfer için sabah erkenden hastanedeydik. Egemen Hanım beni sakinleştirip transferi başarılı şekilde gerçekleştirdi. Artık her şeyin oluruna bırakıldığı bekleme süreci başladı. Transfer edilen embriyoların tutması tamamen şansa bağlıydı. 12 gün bekledikten sonra sonucu öğrenecektik. 12 günü stresten uzak ve rahat geçirmem gerekiyordu. Nasılsa her şey serbestti. Sadece hamile sayılıyordum ve hamilelerin dikkat ettiği şeylere benim de dikkat etmem gerekiyordu. İçim kıpır kıpır. ” Şu an İtibariyle hamile sayılıyorsun. Henüz kesin olmadığını bildiğimiz halde bu cümlenin benim için ifade ettiği duygu anlatılmaz…

Tüm karışık duygularla ve aile büyüklerinin ısrarlı itirazlarına rağmen stresten uzak bir tatil yaptık. Egemen Hanım her şey serbest demişti bir kere. Başkası ne derse desin. Bir kere hamile sayılırsın dendi ya ben artık öyleydim. Başka bir his yoktu. Sadece hamileliğimi korumalıydım.

22 Eylül 2015
Deyim yerindeyse sabahın ilk ışıkları ile kan tahlili yapılmak üzere hastanedeydik. Kan alan hemşire sonuç için iki saat kadar bekleyeceğimizi söyledi. 2 saat bu kadar mı uzundu? Dayanamayıp bir saat sonra kendimizi yine hastaneye attık ve lobide beklemeye başladık. Bir süre sonra yine süreçte başından beri bizimle olan Sevda Hemşire lobide bizi gördü ve tahlil sonuçlarını kontrol ettireceğini söyleyerek bizi poliklinik katına çıkarttı. Kattaki herkes heyecanla bekliyordu. Ve işte o an… “Sonuç pozitif” dedi ve sarılıp ağlamaya başladık. Herkes sevinç içinde ama bir eksiğimiz var. En az ben ve Ali kadar heyecanla haberi bekleyen Egemen Hanım. Sevda hemşire Egemen Hanım’ın uçakta olduğunu, kendisine mesajla bilgi verdiğini söyledi. Bir süre sonra sevinç dolu olan sesi ile telefonun diğer ucundaydı. “Nilüfer, uçakta telefonu açmamak için kendimi zor tuttum. Değerlerin yüksek çıkması 2 Bebek olabileceğini gösteriyor. Yarın bir test daha yaptıralım. Bakalım ne çıkacak.” Duyduklarım müthiş! Hislerim anlatılamaz. Bir değil iki bebek ve ben gerçekten hamileyim.

Ertesi gün tekrar test yapıldı ve değer yine yüksek çıktı. Egemen Hanım olasılığı tekrar söyledi ama temkinliyiz. Bir de ultrasonda görmek gerekiyor.

1 Ekim 2015 
Ultrasonda iki ayrı kese göründü. Ali ile merakımız yüksek. İkiz mi? Değil mi?  Egemen hanım temkinli. “Şimdilik iki tane olduğunu paylaşmayın” diyor. “Henüz kritik günlerdeyiz.” Heyecanlı bekleyişimiz böylece devam ediyor.

24 Ekim 2015 
Ultrasonda kalp atışlarını duyuyoruz. İki minik kalp son derece güçlü atıyor. İşte mucizenin sesi bu… Ultrason sonrası odaya geçiyoruz. ” Artık siz de defterdesiniz” diyor Egemen Hanım. ” Sizin de bir tarihiniz var. 4 Haziran…” Ve devam ediyor; ” Bu deftere yazıldığınızı görmek süper. Bu aşamaya gelebilmiş olmamız tam bir mucize. Hele ki ikisinin de tutunması ayrı bir mucize. İlk aşamada alınan yumurtaların olumlu sonuçlanması bile ortam koşullarına göre tamamen bir şans… Egemen Hanım’da sonuçtan en az bizim kadar heyecanlı ve mutlu. “Artık ikiz olduğunu söyleyebilirsiniz “diye ekliyor.

Kontrol sonrası Ali; “Egemen Hanım bize hiç belli etmedi ama galiba imkansıza yakın bir ihtimal gerçekleşmiş durumda” dedi. O güne kadar bize hiç umutsuzluk hissettirmemiş ama kendisi belli ki endişe ile beklemişti ve artık her şey yoluna girdiğinde şanslı olduğumuzu bize söylemişti.

Artık rutin kontrollerle sürecimize devam edebilirdik.

12. haftada gece yarısı yataktan kanama ile kalktım. Hemen Egemen Hanım’ı aradım. Gece gündüz her an ona ulaşabilmenin rahatlığı ve verdiği güven müthişti. ” Hastaneye git canım. Nöbetçi doktor bir baksın, konuşalım. Olabilir böyle arada sakın korkma” dedi. Nöbetçi doktor her şeyin yolunda olduğunu söyledi. Ben ise sürekli “Bebeklerim iyiler mi ?” diye sorup ağlıyordum. Ali beni sakinleştirmeye çalışıp bir yandan da “Sana bir şey olmasın ” diyordu. Bebekler iyiydi. Ben de iyiydim. Egemen Hanım ertesi sabah arayıp ultrasonları gördüğünü ve her şeyin yolunda olduğunu söyledi. 5 gün raporluydum. 5. gün kontrole gittiğimizde daha iyiydim.

17 Aralık 2015 
Maaile hastanedeydik. Anneanne, babaanne, dede ve tabii ki biz. Önden Ali ve ben girdik bekleme salonuna. “Arkadan daha gelenler var sakıncası var mı? ” Çekinerek sordum. ” Yok canım” dedi Egemen Hanım. “Alışkınım ben. Onlar da heyecanlı gayet normal. Gelsinler tabii ki ” dedi gülerek.  Ve sonunda… Cinsiyetleri öğreniyoruz. 1 kız ve 1 erkek.

Oley! İkisi bir arada.

Her kontrolde “Mucizelerim benim” diye seviyor Egemen Hanım ultrasondaki hareketleri.

Son haftalara yaklaştığımızda başından beri yürümekte zorlanan bendeniz artık yerimden zor kalkar hale gelmiştim. Ha gayret biraz daha içeride dursunlar ve büyüsünler diye çaba içerisindeydik. Egemen Hanım her kontrolde halime acısa da önemli olanın bebeklerimizin yeteri kadar gelişmiş olarak dünyaya gelmeleri olduğunu yineliyordu.

3 Mayıs 2016 da tarihimiz belirlendi.

12 Mayıs 2016 Mucizelerimize kavuşma günü…

Bu arada neredeyse Nisan itibari ile her kontrolden “Eğer daha erken olmazsa şu tarihte buluşuyoruz” diye çıktık. Her an tetikteyiz yani. Egemen Hanım; “Seni bizim eve götüresim var. Gözümün önünde olursun en azından diyor” gülerek…

Bu arada belki çok resmi anlattım ama Egemen Hanım tüm süreç boyunca o kadar içten ve samimi şekilde bizimle birlikteydi ki böyle bir moral ve motivasyon ile üstesinden gelinemeyecek bir durum olmazdı.

6 Mayıs günü biraz ağrı hissi var ama gaz sancısı diye geçiştiriyorum sürekli. Baktım akşam oldu hala devam ediyor.  Saat 21:30 civarı Egemen Hanım’ı aradım. “Hastaneye gidin NST ‘ye alsınlar konuşalım, ben hemen nöbetçileri haberdar ediyorum” dedi. Hemen hastaneye gittik. NST ‘de önce her şey normaldi. Sonra ağrı başladı. Egemen Hanım çoktan yola çıkmış geliyormuş meğerse.  İkizlerimiz, mucizelerimiz geliyor diye büyük bir heyecanla…

Ve 7 Mayıs 2016 Saat 00:03 de Poyraz’ım 00:04 de Zeynep’im Egemen Hanım’ın ilk dokunuşları ile hayata merhaba dediler.

Tüm bu süreç boyunca yaptığım en iyi şey, başkalarının hikayelerine değil, bizim hikayemize ve sadece ve sadece Egemen Hanım’ a inanmak oldu. Doğru yerde ve emin ellerde olmanın verdiği güven ile mucizeler gerçek oldu…

Egemen Hanım bizim hayatımıza en özel ve kalıcı dokunuşu yapan kişi olarak kahramanımız oldu.

İsteyen herkesin bu içten, samimi ve güvenilir ellerde, kendi mucizelerini yaşamalarını dileriz.

Minnet ve sevgilerimizle…

Nilüfer AYDINLI