Kaynak yayın: Wiadomości Lekarskie Medical Advances
Yayın tarihi: Nisan 2026
Cilt: LXXIX, Sayı 4, s. 863–876
DOI: 10.36740/WLek/216928
Rahim ağzı kanseri, dünya genelinde her yıl 600.000'den fazla kadını etkileyen ve büyük ölçüde önlenebilir bir hastalıktır. Bu hastalığın neredeyse tamamının nedeni, insan papilloma virüsü (HPV) enfeksiyonudur.
2026 yılında Wiadomości Lekarskie Medical Advances dergisinde yayımlanan güncel bir derleme, HPV'ye bağlı rahim ağzı hastalıklarının tanı, takip ve tedavisine dair güncel bilimsel yaklaşımları bir araya getirmiştir. Bu yazıda, söz konusu derlemenin kadınlar için en önemli bulgularını sade bir dille özetliyoruz.
İnsan papilloma virüsü (HPV), cinsel yolla bulaşan en yaygın patojenlerden biridir ve kansere yol açabilen az sayıdaki virüsten biridir.
1983 ve 1984 yıllarında bilim insanı Harald zur Hausen ve ekibi, HPV tip 16 ve tip 18'i tanımlayarak bu virüs ile rahim ağzı kanseri arasındaki bağlantıyı bilimsel olarak ortaya koymuştur. Bu keşif, 2008 yılında Nobel Tıp Ödülü ile onurlandırılmıştır ve HPV aşılarının geliştirilmesinin önünü açmıştır.
Bugün dünya genelinde milyonlarca insan hayatlarının bir döneminde HPV ile karşılaşmaktadır. Virüs çoğu zaman vücut tarafından kendiliğinden temizlenir; ancak bazı durumlarda enfeksiyon kalıcı hale gelerek yıllar içinde hücresel değişikliklere ve nihayetinde kansere yol açabilir.
Yapılan uluslararası bir kongrede, dünyanın farklı bölgelerinden (Yunanistan, Avustralya, Yeni Zelanda, Amerika, Avrupa) alınan rahim ağzı kanseri örnekleri incelenmiş ve bölgeden bağımsız olarak hastalığın büyük çoğunluğunun HPV tip 16 kaynaklı olduğu görülmüştür.
Rahim ağzı sağlığının takibinde kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:
Tarama testlerinin amacının bir tanı koymak değil, hastalık riski taşıyan kadınları belirlemek olduğunu bilmek önemlidir. Kesin tanı yalnızca biyopsi ve histolojik inceleme ile konulabilir. Günümüzde "birlikte test etme" (co-testing) adı verilen yöntemle, hücreler hem sitolojik olarak incelenmekte hem de yüksek riskli HPV tipleri açısından test edilmektedir.
İleri düzey öncü lezyonların (HSIL) saptanıp tedavi edilerek kanser gelişiminin önlenmesi ve aynı zamanda gereksiz tedavilerden (örneğin rahim ağzı darlığı veya gebelik komplikasyonlarına yol açabilecek aşırı tedavi) kaçınılmasıdır.
Rahim ağzında görülen öncü lezyonlar, farklı adlandırma sistemleriyle sınıflandırılır. Aşağıdaki tablo, günümüzde kullanılan başlıca sınıflandırmaları karşılaştırmaktadır.
CIN 1, HPV enfeksiyonunun akut bir belirtisidir ve büyük çoğunlukla kendiliğinden geriler. CIN 2 ve CIN 3 ise daha ileri düzey öncü lezyonları temsil eder ve özellikle CIN 3, tedavi gerektiren gerçek bir öncü kanser durumu olarak kabul edilir.
Bilimsel veriler, CIN tanısı alan her kadının kansere ilerlemediğini açıkça göstermektedir. Derecesine göre CIN'in seyri büyük farklılıklar göstermektedir.
Bilimsel veriler, CIN tanısı alan her kadının kansere ilerlemediğini açıkça göstermektedir. Derecesine göre CIN'in seyri büyük farklılıklar göstermektedir.
CIN 1 vakalarının %60-80'i 2-5 yıl içinde herhangi bir tedaviye gerek kalmadan normale dönmektedir; bu nedenle CIN 1 tanısı alan, özellikle gebelik planlayan kadınlarda gereksiz cerrahi işlemlerden kaçınılması önerilmektedir.
Buna karşılık CIN 3, kendiliğinden gerileme olasılığı çok düşük (%5'in altında) olan ve %31 oranında invaziv kansere ilerleyebilen ciddi bir öncü lezyondur; bu oran, enfeksiyonun 24 aydan uzun süre kalıcı olduğu alt grupta %50'ye kadar yükselmektedir.
Araştırmaya göre CIN 3 gelişme riskini belirleyen asıl etken, CIN 1 tanısının kendisi değil, HPV 16, 18, 31, 33 gibi yüksek riskli virüs tiplerinin kalıcı (persistan) enfeksiyonudur.
HPV enfeksiyonunun seyri, hangi virüs tipinin etkili olduğuna göre değişmektedir. Yapılan bir izlem çalışmasında, yüksek riskli HPV tiplerinin ve özellikle HPV-16'nın vücutta ne kadar süre kaldığı incelenmiştir.
Genel yüksek riskli HPV enfeksiyonlarının büyük kısmı 18 ay içinde vücuttan temizlenirken, HPV-16 daha uzun süre kalıcı olma eğilimindedir. Bu nedenle, kadının hangi HPV tipini taşıdığını bilmek, izlem ve tedavi planlaması açısından büyük önem taşımaktadır.
● HPV tipi: HPV-16, en virülan, en hızlı ilerleyen ve rahim ağzı kanserinin gelişiminde en sık rol oynayan tiptir.
● Sigara kullanımı: Hücre .lümünü (apoptozu) düzenleyen P53 genini baskılayarak HPV'nin genoma
yerleşmesini kolaylaştırır.
● Uzun süreli doğum kontrol hapı kullanımı: Vücuttaki laktobasil dengesini bozarak doğal korumayı
azaltabilir.
● Cinsel yaşam .yküsü: İlk cinsel ilişki yaşı, partner sayısı ve korunma y.ntemleri HPV'ye maruziyeti
etkiler.
çalışmalar, prezervatif kullanan çiftlerde viral yükün bir ay içinde azaldığını göstermektedir. Bu bulgular, korunma yöntemlerinin yalnızca enfeksiyon riskini değil, mevcut enfeksiyonun seyrini de olumlu etkileyebileceğine işaret etmektedir.
HPV
tipi:
Araştırmaya göre bir kadının HPV ile enfekte olmasından sonraki geleceği büyük ölçüde 25-30 yaşları arasında belirlenmektedir: virüs ya vücuttan tamamen temizlenir ya da düşük dereceli öncü lezyonlara (LSIL/CIN1) yol açar ve bu durum ya normale döner ya da ciddi bir öncü kanser durumuna ya da invaziv kansere ilerler.
Bu nedenle 25-30-35 yaş aralığı, düzenli taramanın en kritik olduğu dönemdir.
Geleneksel Pap testi kullanılıyorsa yıllık tarama, birlikte test etme (sitoloji + HPV PCR testi) kullanılıyorsa yılda bir kez tarama önerilmektedir. Aşılama ile birlikte HPV bazlı taramanın kullanılması, ömür boyu gereken tarama sayısını da önemli ölçüde azaltmaktadır.
Yapılan bir uluslararası kongrede, Yeni Zelanda'dan bildirilen veriler dikkat çekicidir: ülkede uygulanan aşılama programı sayesinde HPV-16 nüfus içinde neredeyse tamamen ortadan kalkmış ve buna bağlı olarak rahim ağzı kanseri insidansı belirgin şekilde azalmıştır.
Yeni Zelanda, günümüzde 100.000 kadında 5 vaka olan bir rahim ağzı kanseri görülme sıklığına ulaşmıştır — bu oran, Dünya Sağlık Örgütü'nün hedeflediği 100.000'de 4 vaka sınırına oldukça yakındır.
2022 itibarıyla 125 ülke, HPV aşısını ulusal aşılama programına dahil etmiştir. Dünya Sağlık Örgütü, HPV'nin toplumdan tamamen elimine edilebilmesi için kızların en az %90'ının aşılanması gerektiğini belirtmektedir.
Aşılama artık yalnızca enfeksiyonu önlemekle kalmayıp, doğrudan rahim ağzı kanserinin önlenmesinde etkili bir araç olarak kabul edilmektedir. Ciddi rahim ağzı displazisi tedavisi sonrasında da aşılama günümüzde önerilmektedir.
Bu yazı, bilimsel bir derleme çalışmasının bulgularını genel bilgilendirme amacıyla özetlemektedir; kişisel tıbbi tavsiye niteliği taşımamaktadır. Tarama, tanı ve tedavi ile ilgili kararlar için bir sağlık profesyoneline danışmanız önerilmektedir.
Smiianov VA, Fartushok TV, Semenyna HB, Fartushok NV.
"Ce
rvical pathology: Diagnosis, treatment and management of patients with Human Papillomavirus."
Wi
adomości Lekarskie Medical Advances
, Nisan 2026;79(4):863-876.
DOI:
10.36740/WLek/216928.
Kadın sağlığı bir yolculuk; gençlikten menopoza, her adımda yanınızdayız.
Çünkü sağlık, her kadının en doğal hakkıdır.
Size daha iyi bir deneyim sunmak için çerezlerden yararlanıyoruz. Çerez Politikası