Menopoz

Erken yumurtalık yetmezliğine nasıl yaklaşırız?

24 Mart 2026
Erken yumurtalık yetmezliğine nasıl yaklaşırız?

40 yaş altı menopoza giren kadının tanısı erken yumurtalık yetmezliği olarak anılır. 45 yaş altı erken menopoz tanısından ya da doğal menopoz yaşından çok daha uzun süre menopozda bir yaşam sürecek olan bu kadın grubunun tanısı ayrıca önem arz ediyor. Ancak bir ortak tanımlama olarak birleştirilebileceği olasılığından bahsediliyor. Burada önemli bir gerçek var, erken yumurtalık yetmezliğinde kadınların yarısında düzensiz olarak yumurta gelişimi ve yumurtlama olabilir ve gebelik oranı %5 olarak var olmaya devam eder. 4 ay adet göremeyen kadınlarda doğurganlık oranları düşebilir.

Kadınların %88’i 45 yaş sonrası, %10’u ise 40-45 yaş arası menopoza girer. İstatistik olarak erken yumurtalık yetmezliği sıklığı 40 yaş altında eskiden %1 iken şimdi istatistik değer %3.5- ile %3.7 arasındadır., 30 yaş altında 1/1000 ve 20 yaş altında 1/10.000 sıklıkta görülebilir.

Tanımlanmada adı ne olursa olsun 40 yaş altı menopoz yönetimi kadın için zor zanaattır. Beni en çok yaralayan ve danışanımla konuşurken her zaman dikkatli seçtiğim kelimeleri tekrar tekrar süzge.ten geçirdiğim bu alanda 20 yaş altı hastalarım bile varken zorluğunu tahmin edeceğinizden emin olduğum bir olgu grubundan bahsediyorum.

Erken yumurtalık yetmezliği hiçbir risk fakt.rü olmadan kendiliğinden gerçekleşebilir. %90 vakada neden belli değildir.

*Aile hikayesi bu vakalarda yol gösterici olabilir. Anne, teyze, kız kardeş, anneanne gibi 1. ve 2. derece yakınlarda erken menopoz varlığı genetik riskte belirleyici bir olasılıktır. Ancak ailede erken menopoz olmaksızın da erken yumurtalık yetmezliği olabilir.

Ancak %10 vakada neden bulunabiliyor:

*Kromozom anomalilerinde Turner Sendromu(45X), Trizomi X ve o Frajil X Premutasyonu sendromları erken yumurtalık yetmezliği ile beraberdir.

*Endometriosis cerrahisi, endometrioma yani çukulata kistlerinin alınması,

*Kemoterapi, pelvik radyoterapi gibi kanser tedavileri,

*Ağır yumurtalık enfeksiyonları, pelvik tüberküloz,

*Tüplerin bir nedenle alınması sırasında yumurtalık kanlanmasının azalması,

*Otoimmün hastalıkların birarada olması(Addison Hastalığı, Hashimoto Tiroidit gibivakalarda vücutta yumurtalıklara karşı da antikor gelişebiliyor),

*Bir nedenle yumurtalıkların alınması nedeniyle cerrahi menopoz da bu nedenler arasındadır.

Adet düzensizliği en sık rastlanan şikayettir. Ancak düzensizlik birçok biçimde karşımıza çıkabilir. Kadın ilk başvurusunda adetlerinin tamamen durduğunu ifade edebilir. Ancak kadınların yaklaşık yarısında adetler kesilmeden önce; seyrek adet (iki adet başlangıç günleri arasındaki süre 35 günden uzun), sık adet (iki adet başlangıç süresi arasındaki süre 21 günden kısa) ya da ara kanamalar gibi anormal kanama biçimlerine rastlanabilmektedir. Bu süre. içinde erken yumurtalık yetmezliğinin yakalanabilmesi kadına çocuk sahibi olabilme şansını yakalayabilmek için zaman tanıyabilir.


Östrojen düzeyi erken yumurtalık yetmezliği yaşayan kadınlarda değişken olduğu için; östrojen eksikliğine bağlı ateş basması, gece terlemeleri, vaginal kuruluk ve uyku bozuklukları gibi şikayetler de hiç olmayabilir ya da değişen düzeylerde görülebilir.


Hangi formda olursa olsun adet düzensizliği şikayeti ortaya çıkarsa adetin 2. günü hormon tahlili yapılmasında yarar vardır. En az bir ay ara ile iki defa hormon tahlilinin tekrar edilmesi tanının kesinlik kazanmasında önemli bir unsurdur.


FSH değerindeki yükselmenin değerine göre yetmezlik derecesi de belirlenebilmektedir. Bu bağlamda anti-müllerian hormon bakılması özellikle genç kadınlarda doğurganlığın ve yumurta rezervinin belirlenmesinde en duyarlı test olarak ön görülmektedir. Ancak anti-müllerian hormon düzeyi menopoz yaşını belirleyen bir unsur değildir ve bu amaçla kullanılamaz.


Tanı alan kadınlarda kromozom analizi,Fragile X premutasyon taraması ve otoimmun hastalıkların araştırılmasında yarar vardır. Tedavinin birinci basamağı kadının doğru bilgilendirilmesidir. Özellikle genç yaşta ve risk faktörü olmayan, dolayısıyla tanıyı hiç beklemeyen kadınlarda bilgilendirme yüz yüze yapılmalı ve durum bütün açıklığıyla ancak korkutmadan anlatılmalıdır. Bu durumda öncelikle durumun anlaşılabilmesi için genç kadına zaman tanımak önemlidir. Çocuk sahibi olabilme ile ilgili koşullar bu zamanın ardından da paylaşılabilir ya da kadının isteğine göre ilk g.rüşme sırasında da anlatılabilir. Eğer yumurta dondurma mümkünse önerilebilir ya da karşımızda çocuk isteyen bir çift varsa korunmayı hemen bırakabilir.


Bilgilendirme sırasında kadına hemen adetinin duracağı teması verilmesi yanlıştır. Zaman zaman çok düşük yumurtalık rezervi ile genç kadınlar düzenli ya da ufak düzensizliklerle adet görebilir. Bebek sahibi olmak konusunda da net istatistik %5 kendiliğinden gebelik olasılığının varlığıdır. Çocuk sahibi olmak istemeyen çiftlerde bu konu mutlaka anlatılmalı ve korunma önerilmelidir. Hatta erken yumurtalık yetmezliği ile menopozal hormon replasman tedavisi başladığımız kadınlara, hormon yerine koyma tedavisinin bir korunma yöntemi olmadığı ve çocuk istemine göre hareket etmeleri izah edilmelidir. Uzun dönem tedavide amaç östrojen eksikliğine bağlı olabilecek negatif sonuçların engellenmesine yöneliktir. Hormon replasman tedavisi le birlikte yaşam şeklinin de idealize edilmeye çalışılması önem kazanmaktadır. Sigara içiliyorsa mutlaka bırakılmalı, kilo kontrolü sağlanmalı, D vitamini, magnezyum ve omega 3 başta olmak üzere gerekli besin destekleri alınmalı ve düzenli egzersiz yapılmalıdır.


Egzersiz mutlaka kardio seçimi içermeli, haftada 150 dakika olan ideal yürüyüş zamanı yakalanmaya çalışılmalıdır. Kas kaybının önlenmesi için haftada 90 dakika ağırlık çalışılması çok önemlidir. Erken yumurtalık yetmezliği yaşayan kadınlar genç populasyondadır ve normal zamanda menopoza giren kadınlara göre koroner kalp hastalıkları ve meme kanseri riskleri nispeten daha düşüktür. Ancak östrojen koruması erken yaşta biteceği için uzun dönemde kalp hastalığı, osteoporoz ve bilişsel sorunlarla ilgili riskleri, genitoüriner sendromun (vagina ve idrar yolları kuruluğu) ağırlığı daha yüksek olacaktır. Bu yüzden hem hormon tedavisi kullanımı ve hem de yaşam biçiminin bu gerçeklere göre düzenlenmesi riskleri azaltacaktır.


Hormon replasman tedavisi alamayan ya da tercih etmeyen kadınlarda ise elimizde çok sayıda non-hormonal tedavi seçenekleri vardır ve her soruna yönelik tedavi konusunda bilgi verilmelidir.

Takip ve tedavi süresince jinekolojik muayene, pap smear, HPV DNA genotipleme, kan biokimyası, mamografi(yaş ve aile hikayesi göze alınarak), meme ultrasonografisi, kemik yoğunluğu .l.ümleri tamamen kadının durumuna uygun sıklıkta tekrar edilmeli ve klinik değerlendirme en az yılda bir ya da duruma göre iki kez yapılmalıdır.

En Son Blog Yazıları

Kadın sağlığı bir yolculuk; gençlikten menopoza, her adımda yanınızdayız.

Çünkü sağlık, her kadının en doğal hakkıdır.

Size daha iyi bir deneyim sunmak için çerezlerden yararlanıyoruz. Çerez Politikası